Ne Modern Ne Post-Modern Malumatfuruşçuluk

“İçim nefret ile dolu, öcümü alacağım.” diye başlar Tolstoy’un Anna Karenina’sı. Nasıl ki kendi ekseni etrafında dönen disko topu belirlenen hıza göre hareket ediyorsa o diskonun insanı da arkada çalan müziğin ritmine, zamanla hem kendinin oluşturmuş olduğu hem de ortak kimliğe ve kültüre sahip çevre tarafından oluşturulan belirli ritlere göre hareket eder ve ilginçtir ki bu müzik sesi Pavlov’un zilinin sesine, insanın davranışı ise acıkmış köpeklerin şartlı refleksine benzer.

Loş, hafif köhne, az biraz dumanlı ve insanın hararetini yükselten,  günümüzde pek moda olan hafif salaş bir ortamda disko topundan aheste aheste ve ahenkli ahenkli süzülen ışık demetleri dans pistinin ortasında hem fevkalade hem alelade bir şekilde ortaya çıkıp kaybolurken içecekler de hızlıca içilip tüketilir. Hızlıca tüketen ve dolayısıyla zor sindiren veyahut pek sindirmeden yaşamlarını idame ettiren ve genel olarak müşkülpesent insanlar olan müşteriler tıpkı son sürat seyahat eden bir troykadaki hıza ilgi göstermeyen yolcular gibi ne bindik bir alamete derler ne de gidiyoruz kıyamete diye söylenirler; tam aksine hızlı yaşamak değildir amaç, bilakis hıza kapılmaktır ve vasıta ile ilintili olan tek konu onun konforudur. Troykanın hangi yöne doğru devinim halinde bulunduğundan çok daha önemlidir bu anlarda konforsuz troykada bulunmak, çünkü yola çıkan yolun karakterini kazanır ve bizler bu gibi durumları ‘Carpe Diem, aga’  diyerek anlık yaşama indirgemeye çalışsak dahi bahsi geçen an parlak zeminden insanın yüzüne yansıyan disko topunun renkli, çemberimsi şekilli ışın demeti ve müziğin ritmine göre belirlenir kişinin kendi anını yaşamasından ziyade an gelir karşıdakine göre hareket etmeye başlar, bütünün parça olması gibi. İşte o anlarda insan bilinçaltında ne yaşattıysa onu yaşayacağını hisseder inceden inceye, öte yandan yaşadıklarıyla değil yaşattıklarıyla anılacağının ise tamamen farkındadır. Bu yaşanmışlıklar hem herkese göre anlam içerir hem de kimseye göre birebir aynı yaşanmışlık değildir. Benzerdir, ama farklıdır; farklıdır, ama benzerdir. Az biraz dumanlı, hafif salaş olan mekânda tıpkı dumanın yükselişi ve alçalışı gibi kaos hakimdir ve bu kaos zinciri nasıl ki bir çivinin naldan düşmesi  sebebiyle devlet katında mazarrata neden oluyorsa da düz mantık bakıldığında pek çok rite bulanmış bir olay örgüsü gibidir ve bu sefer ritler parçalardır; parçalar bütünü oluşturur. Oluşan bütün entropiktir, kaosa neden olduğu gibi kaos ona neden olmuştur; hem irade sınırları içerisinde hem de dışındadır, tıpkı kendi ekseni etrafında kontrolden çıkmasın diye dönme hızı ayarlanan disko topu gibi.

İptida vaktinde her şey muntazam idi ve nizamî mısdaklar dahilinde temaslar kurulurdu ve bu münasebetler ihtilaf veyahut imtizaç ile neticelenirdi. Dış dünya ile münasebet olmayan durumlarda ise kişi kendi özüne döner ve şahsıyla ihtilafını gidermeye çalışarak imtizaca ulaşmaya çabalırdı, başlangıçtan beri kaçtığı kendi yüzleşmesini gerçekleştirirdi. Bu işlem insanın belirli zaman aralıklarıyla ya da zaman zaman yaptığı ara toplamlardan ziyade cebir işlemleri dahilinde kesin bir toplama benzer. İşte bunun nedeni ise kimi vakitlerde eksantrik nihilist insanımız daha saf olmak istemesidir,  çünkü arı olan entelijansiyanın toplamına kıyasla daha temiz, yalın ve açık sözlüdür ve entelijansiya ise o anlarda düzenbazlıktır. Her şeyin gerçekleşmesi mübah olan dünyada insan saflaştıkça eşitleşir; çünkü eşitlik eşitsizlikten gelir ve kimse eşit değildir, herkes biraz daha eşit olmak ister.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: