Şehir

Bu şehirde insanlar ev ile iş arasında mekik dokurlardı ve sabahları şehri kaplayan sis fabrikaların bacalarından çıkan dumanlardı. Çabucak köşeyi dönmek için hızlıca inşa edilen ve bu yüzden dıştan çirkin bir görüntüye sahip binaların çevrelediği yollardan geçen minibüsler pek çok genç ve erişkin ile tıklım tıklım dolardı.

Aradan geçen birkaç sene içerisinde şehirde daha yeni ve daha çirkin görünüşlü binalar, biraz daha güzel binalar, site içerisinde binalar, site içerisinde havuzlu binalar, koru içerisinde yer alan müstakil binalar ve zart binalar ile zurt binalar inşa edilmişti; her birinin farklı bir adı vardı. Bir zamanlar buralar sıkıcı diyen ve minibüsle okuluna giden gençlerin çoğu ise o sıkıcı dedikleri yerde erişkin olmuşlar ve servisle işe gitmeye başlamışlardı. Şehir ise büyümenin avantajlarından yararlanmış sayılırdı, marka olarak bilinen ya da en azından orası için marka sayılabilecek konfeksiyonlardan açılmıştı. Büyükşehirlerde bulunan alışveriş merkezlerindeki popüler restoranlardan ve cafelerden bazıları da hizmet vermeye başlamışlardı, genç kuşak piyasa yapabilirdi. Halk bahçesine şehrin yerlisi ve yaşlısı olan kişiler dışında düzenli olarak giden insan pek yoktu.

Şehir her ne kadar insan için sıkıcı gözükse de insanın temel gereksinimlerini karşılayabilecek düzeydeydi. Aslında insanı sıkmıyordu, tam aksine insan şehir için sıkılıyordu. Her ne kadar güzel anılara ev sahipliği yapmış olsa da sıkıcı olan yerlerin pek çoğu hâlâ çalışıyordu ve yeni müşterileri vardı. Yeni yerler ise eskilere kıyasla insana sıcak gelmiyordu, yağmur sonrası ortaya çıkan mantarlar gibiydiler. Müşteri potansiyelini görmüş ve bir anda ortaya çıkmışlardı.

Şehirde yaşamak, şehrin çağa da ayak uydurması sayesinde, gittikçe basitleşmiş gibi gözükse de bir o kadar da karışık hâle gelmişti. Halbuki görünmez bir zeka tarafından yaşamın idame ettirilmesi için alışveriş yapılabilecek, zaman geçirilebilecek yerler kurgulanmıştı.

“Daha basit olan gerçeğe daha yakındır, daha temizdir. Basit olan hilesiz ve yalın iken, karmaşık olan eğri büğrüdür ve kendini saklar. Karmaşık olan ahlaksız iken basit olan dürüst ve dolambaçsızdır.” [1]

[1]: Ivan Karamazov-Karamazov Kardeşler’de Alyoşa’ya  orijinalini şu şekilde demişti: “The more stupid one is, the closer one is to reality. The more stupid one is, the clearer one is. Stupidity is brief and artless, while intelligence squirms and hides itself. Intelligence is unprincipled, but stupidity is honest and straightforward.” Ben stupid’i basit olarak, intelligence’yi ise karmaşık olarak çevirmeyi tercih ettim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: