David Hume

David Hume 26 Nisan 1711-25 Ağustos 1776 yılları arasında yaşamış olan İskoç filozof, tarihçi ve ekonomisttir. Batı Avrupa’da René Descartes ile birlikte canlanan felsefe doğal bilimleri de ekledi ve etkilenen doğal bilimler tekrar felsefeyi etkiledi. David Hume John Locke ve George Berkeley’den etkilenmiş bir bireydi ve kendisi Newton’un geliştirdiği deneysellik yöntemini kullanarak insan zihnini incelemeye çalışmıştır.

Hume’e göre bilinçte oluşan tasarımlar ikiye ayrılır ve bunlar izlenimler ile idelerdir. İzlenimler dış dünyadan alınan tüm etkilenimlerdir. İdeler ise kendiliğinden oluşmayan, izlenimler sonucu karmaşık bir sürecin ardından oluşan şeylerdir ve bu ideler düşünce gücü ile birlikte genişletilebilir, daraltılabilir, değiştirilebilir ve hatta birleştirilebilir. Öte yandan düşünce gücüne bağlı olan bu ideler belleğin doğası gereği zamanla silinmeye başlar ve hatırlama olayı gerçekleşir. Her ne kadar hatırlama olayı gerçekleşmiş olsa da hatırlanan ide gerçek ile uyuşmaya bilir ki bu durum da Hume’e göre izlenime aykırı ide oluşmasıdır.

John Locke, René Descartes’ten her ne kadar etkilenmiş olsa da akıl ile cisimlerin varlığının kanıtlanamayacağını savunmuştur. Locke’dan etkilenen Hume ise cisimlerin varlığını Locke gibi algıların varlığı sonucu oluştuğunu savunmuş ve bu durumun doğrulamak için algılar arasındaki bağların doğru oluşumu sonucu oluşan çağrışım merkezi ile ilintili olduğunu belirtmiştir. Bahsi geçen çağrışım merkezine verdiği önemi Gilles Deleuze şöyle ifade etmiştir:  “Hume için söz konusu olan zihin psikolojisini, zihnin duygulanımlarının psikolojisiyle ikame etmektir. Zihin psikolojisi imkânsız, kurulamaz olandır, çünkü nesnesinde ne gerekli istikrarı ne de gerekli evrenselliği bulabilir; insanın gerçek bilimini yalnızca bir duygulanımlar psikolojisi kurabilir.”[1]

Hume nedensellik ilkesinden etkilendiği için her zaman bir neden sorusu olması gerektiğini savunmuş, bu durumu da bir nesnenin var olmasını kendi kendine beceremeyeceğini, yani var olmadan önce de var olmuş olacağı şeklinde açıklamıştır.[2] Neden sorusu ile birlikte neden ve sonuç arasında akıl yürütme gerekecektir, bu akıl yürütme sonucu kişinin belleğine ya da duyularına belirli başlı izlenimler gelir. Bu izlenimlerin başkalarının izlenimleridir bu da bir zincire yol açacaktır, bu durumda zincirin ucunda bütün halkayı taşıyabilecek olan parça kalmayacaktır ve böylece ortada inanç ya da kanıt kalmayacaktır.[3] İşte bu sebepten ötürü Hume ruh kavramını reddeder,çünkü ruh pek çok tasarımın bir araya gelmiş hâlidir. Ona göre töz aynı şeylere ait duyumsamaların hep aynı şekilde algılanmasıdır. Bunlara istinaden her ne kadar nedensellik ile hareket etmiş olsa da nedensellik ilkesine de eleştiri getiren Hume bir olayı diğerinin nedeni saymak için arada etki-tepki olması gerektiğini ve bu etki-tepki bağının kişi tarafından algılanması gerektiğini savunmuştur. Kişi bunu algılayamayınca nedensellik kanıtlanamaz oluyor, bu da dolayısıyla safsataya yol açıyor. Hume’e göre birbirinin peşi sıra gerçekleşen olaylar kişilerde nedensellik algısına yol açmıştır.

Kaynakça:

[1]: Ampirizm ve Öznellik, Ece Erbay (çev.), Norgunk Yayıncılık, İstanbul, 2008.

[2]: http://www.tflfelsefe.net/component/content/article/18-hume/98-nsan-doas-uezerine-bir-nceleme.html#_edn1

[3]:http://www.imajoloji.net/index.php?option=com_content&view=article&id=238%3Adavd-hume-ve-nedensellk&catid=5%3Abilimsanat&Itemid=5 http://www.toplumdusmani.net/modules/wfsection/article.php?articleid=2215

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: